18 Nisan 2013 Perşembe

bak yine içimdeki sesler büyüyor. kendisine hep söyledim, gerek yok. kal olduğun, tam bulunduğun yerde. kadın olmak mı düşünmeyi zorlaştıran? 
eğer duygularını -ki burada herhangi bir duygudan bahsediyorum- dönüştürmeden eyleme dönüştürebiliyorsan eğer, en gerçek hislerini de beraberinde yaşayabiliyorsun, bu çok güzeldir. hislerimiz başkalaşım davranışlara dönüştükçe özden uzaklaşıyoruz. oysa düzlükte yürümek yokuş çıkmaktan iyidir. dönüşü düşündüren tek şey kadın olmak mı? dönüşte yokuş aşağı da inmiyorsun ki. yok öyle bir şey. hep dikine. hep çüküne. 
saf olan -ki bu kelimeyi gerçek anlamıyla kullanıyorum- hiçbir davranışımız yokken, hiçbir hisse kesin de diyemeyiz. Cinsler arası adı konmamış ama herkesçe bilinen basit argümanlar mesela, çok basit çıkarımlar yapmak insanlar hakkında ya da bu budur dedirten olaylar gerçekten öyle midir? diye soruyorum tam şu an kendime. Hayır bunu şuan kendime niye soruyorum orası da meçhul fekat meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan siz de bilirsiniz. uzatmadan cevabımı söylüyorum; bazen evet öyledir ama bazen öyle değildir. bu benim verebileceğim beklendik bir cevap olduğu için cümlemdeki "bazen evet öyledir" kısmını da desteklemiş oluyorum böylelikle. şimdi de "bazen öyle değildir" kısmına geçmek istiyorum. cümleme böyle (yazar tam burada bir önceki cümleye ok çıkarmak istiyor) devam etmiş olduğum için tam o saniye siz bunu açıklayacağımı düşünüyorsunuz. ama açıklamayacağım, üşeniyorum. yoksa açıkladım mı? 

-bıt-

29 Ağustos 2012 Çarşamba


belki bir kar tanesiydim
güneş kondu üzerime eridim.

dağlar belirsizliktir, ardı düşündürür, bir çok insanın hayalinin gücüdür. bir bakıma da ebadı kestirilemeyen dev bir settir. o seti aşmak zor olan, hayali kurulan, korkulandır.

aslında özgürlük de böyledir.özgür olmak için önce o dağı aşmaya karar vermek ve arkasındakini görmenin riskini almak gerekir. çünkü o dağı aşmak hayal edileni gerçek kılmaktır.

özgürlükle ilk tanışmamız anne kucağından ayrılıp yalnız olduğumuz ilk andır. bedelleri vardır. acıtır.
bu yüzden annenin kucağı sığınaktır.
kendimizle savaşmadığımız tek yerdir.




23 Ağustos 2012 Perşembe

kablo

güç, basit bir ölçme aracı gibidir. basitliği eşit aralıklı birimlerinden gelir. iki ya da daha fazla kişi arasındaki azlık-fazlalık durumunu ortaya koyar ve bu durum "senden güçlüyüm", "benden güçlüsün" gibi betimlemelerle değerlendirilir.

daha duygusal bir yazıya giriş yapma aşamasındayım aslında. cümlelerimden uyumlu bir örüntü oluşturamam belki ama maddeleyebilirim sanırım.

  1. etrafımda kalın duvarlar var, kırmaya çalışıyorum.
  2. yabancı hissediyorum.
  3. uzak hissediyorum.
  4. yakın hissediyorum.
  5. ölüme hiç yakın değilim fakat ruhuma çok uzağım.
  6. robot olmak hep cazip gelmiştir.
  7. sigaram bitmiş.
  8. karanfil sigaraya hiç yakışmıyor ama mentol bir o kadar yakışıyor.
  9. "karmaşık röleler aracılığıyla birbirimize ulaşmak"
  10. eski olan her şey güzel ve mutluluk geçmişte hep özlenen.
  11. korkuyorum
  12. korkmuyorum
  13. gidip kitabımı bitireceğim.

31 Mayıs 2012 Perşembe


öncelikle bir konuya ihtiyacım var. kümeler ya da çemberin alanı gibi değil. daha bizden.
yabancılaşmak üzerine?
hayır kaybolmak. daha bizden.
kayboluşumuz daha biz yazmaya başlarken kelimelerin kendini yok etmesiyle başlar. düşünürsünüz. hissettiğiniz ya da düşündüğünüz apaçık -orada- duruyordur. eğer somut bir şey olsa, adının masa olduğu belli olacak kadar spesifik olurdu bu.  onun nasıl olduğunu kestiremeyecek mesafede duran insanlara bunu kelimelerle anlatmaya başlarsınız ve %100 olmasa da kısmen başarılı olursunuz. düşünceler de böyledir. düşüncelerimizdeki nesneler ve nesnenin objesi siz. siz burada tam benim konumlandığım noktada benimle aynı şeyi yapmış olsaydınız eğer,tam şu an benimle aynı şeyi düşünüyor olurdunuz ve muhtemelen bu düşündüğünüz şey; “acaba doğru kelimelerle mi anlatıyorum kendimi?” olurdu. ve muhtemelen, tam bu noktada, kafanız bu kadar güzelken, vaktinizin bunu tarif etmeyi beceremeyeceğiniz kadar ağır ve sancılı geçtiğini hissederdiniz. uyumak için yazınızı tamamlar ve muhtemelen 5 saat daha uyumazsınız.

18 Eylül 2011 Pazar

evlilik bir kurum mudur? yoksa kurtuluş mudur?


bir yazıya nasıl girilmeli? klasik böyle girilebilir. her cümleyle bağdaşabilir bir soru cümlesi bulabilirim, ya da cümlesi olan sorular sorabilirim. fakat busefer, çok başka bir şey içimi kemiriyor. kadın. betimlemesi güç olduğu gibi anlatması da oldukça zor. oyüzden ben anlatmayayım. 

güçsüz kadınların hepsi, aslında sadece 5 yaşlarındalar.

8 Eylül 2011 Perşembe

insanı en çok kendine söylediği şarkılar üzüyor olmalı